
İNCİ’NİN ÖYKÜSÜ
Okyanusun dibinde yatan bir istiridye, su üzerinden akıp geçsin diye, kabuğunu açmış. Su icinden geçerken, solungacları yiyecek toplayıp, midesine gönderiyormuş. Aniden, yakınındaki bir balık, bir kuyruk darbesiyle kum ve camur fırtınası yaratmış. İstiridye de kumdan nefret edermiş; zira kum öylesine pürüzlüymüş ki kabuğunun içine kaçarsa son derece rahatsız olurmuş. Istiridye derhal kabuğunu kapamış ama cok geç kalmış; Sert ve pürüzlü bir kum taneciği içeri girip, iç derisi ile kabuğun arasına yerleşmiş. Kum tanesi istiridyeyi ne çok rahatsız ediyormuş. Ama, kabuğunun içini kaplaması için kendine verilmiş olan salgı hücresini hemen çalıştırarak, minik kum tanesinin üstünü kaplamaya başlamış; ta ki, nefis, parlak ve düzgün bir ortü oluşana kadar...İstiridye, yıllar yılı, minik kum taneciğinin üstüne katlar eklemeye devam etmiş ve sonunda müthiş güzel, parlak ve son derece değerli bir inci oluşmuş.
Yorum Yaz | Görüntüleme: 541 | Yazdır | e-Posta |
|
Devamını oku...
|
|

GERÇEK DOST
Çok samimi iki dost ve arkadaşlardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz , atılgan
ve hareketli, diğeri ise çok saf , dürüst ve sessizdi.
Bir gün kurnaz olan arkadaş , diğer arkadaşın yanına giderek işlerinin
bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz
ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir.
Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir.
Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve onun evlenmek üzere olan nişanlısını çok beğendiğini ve kendisine vermesini ister.
Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez.
Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardir ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.
Zaman içinde Saf olanın işleri bozulur
ve birden arkadaşı aklına gelir... Yorum Yaz | Görüntüleme: 470 | Yazdır | e-Posta |
|
Devamını oku...
|
|
|
.jpg)
HER ŞEY SENDE GİZLİ
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yorum Yaz | Görüntüleme: 482 | Yazdır | e-Posta |
|
Devamını oku...
|
|
|
HZ.(HAZRETİ) MEVLANA'NIN YEDİ ÖĞÜDÜ |
|

Kırlangıcın Öyküsü
Fırtınadan sırılsıklam bir geceye uyuyup, ışıl ışıl bir bahar güneşine uyanınca insan, uzun sürmüş bir kış uykusunun mahmurluğundan silkinmişcesine diriliyor ruhu…
Yorgun bir yılın sonunda, denizin tuzlu dudaklarından öpmeye koştuğum bir sahil kasabasında, elektronik posta kutuma düştü “kırlangıcın öyküsü”…
Öyle güzel, öyle yalındı ki, yazarını da, kaynağını da bilmemenin riskine rağmen, o 8 - 10 satırdan çocuksu bir masal yapıp, bu yılbaşı, hediye sepetinize koymak geldi içimden…
* * * Yorumlar (1) | Görüntüleme: 558 | Yazdır | e-Posta |
|
Devamını oku...
|
|
|

KOCA REİS
Hey gidi Koca Reis
gidiyorsun ha...
Sen adam gibi yaşamanın bedelini
Biz senin bedenini vurup sırtımıza
gidiyorsun ha
Ne diyeyim şimdi
İyi mi ettin diyeyim
Kalan... kalan yok be reis
Belki bir küçük anı,bir hatıra..
İçimde tuhaf bir his
sana geldi diyor şimdi belki de sıra
Pekala, başüstüne
ölüm çoktan kabulüm
Nasıl olsa çocuklar büyüdü
üç buçuk emekli aylığımla geçinir gider karım
Lakin benim korkum şiirlerim kalır diye yarım
Satılır diye bir mahalle bakkalına kitaplarım;
Zeytin sarılır,helva sarılır,
Kalırsa duvarda bir resmin kalır
Bir de kapı zilinde bir müddet ismin
Sonra unutulur cismin dahi
Hey gidi Koca Reis
Gidiyor musun sahi! Yorumlar (1) | Görüntüleme: 475 | Yazdır | e-Posta |
|
Devamını oku...
|
|

FETİH MARŞI
Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek
Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...
Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Yorum Yaz | Görüntüleme: 1040 | Yazdır | e-Posta |
|
Devamını oku...
|
|
(1).gif)
İstiklâl Marşı
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. |
|
Devamını oku...
|
|

ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!...
-Boğamazsın ki!
-Hiçolmazsa yanımdan kovarım. Yorum Yaz | Görüntüleme: 197 | Yazdır | e-Posta |
|
Devamını oku...
|
|
|
.jpg)
RÜZGÂR
Şimdi bir rüzgâr geçti buradan
Koştum ama yetişemedim,
Nerelerde gezmiş tozmuş
Öğrenemedim.
Besbelli denizden çıkıp
Kıyılar boyunca gitmiştir,
Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu
Yüreğini allak bullak etmiştir.
Sonra başlamış tırmanmaya dağlara doğru
Bulutları koyun gibi gütmüştür,
Okşayıp otları yaylalarda
Büyütmüştür.
Yorum Yaz | Görüntüleme: 177 | Yazdır | e-Posta |
|
Devamını oku...
|
|
|
BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR |

BİR BAYRAK RÜZGAR BEKLİYOR!
Şehitler tepesi boş değil,
Biri var bekliyor.
Ve bir göğüs, nefes almak için;
Rüzğar bekliyor.
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?
Destanını yapmış,kasideye kanmış. Yorum Yaz | Görüntüleme: 183 | Yazdır | e-Posta |
|
Devamını oku...
|
|

BAYRAK
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü
Kız kardeşimin gelinliği,
Şehidimin son örtüsü,
IŞIK ışık dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum
Senin destanını yazacağım,
Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım,
Yorum Yaz | Görüntüleme: 180 | Yazdır | e-Posta |
|
Devamını oku...
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>
|
| Sonuçlar 13 - 24 / 34 |