Kopfbereich

Direkt zum Inhalt Direkt zur Navigation
Sık Kullanılanlara Ekle
Giriş Sayfam Yap

Bu sayfada dakika saniye kaldınız.

 

 

Inhalt

Yazılar
İSTEDİM
Değerlendirme: / 0



İSTEDİM

Tanrıdan gururumu yok etmesini istedim. Tanrı "Hayır. Gurur benim yok edebileceğim bir şey değil, senin bırakabileceğin bir şeydir." dedi.

Tanrıdan sakat çocuğumu iyileştirmesini istedim. Tanrı "Hayır. Onun
ruhu sağlam, vücut o kadar önemli değil, o geçici bir şeydir." dedi.

Tanrıdan bana sabır vermesini istedim. Tanrı "Hayır. Sabır büyük acılar
çekilerek öğrenilebilecek bir şeydir. Sabır verilmez, hak edilir." dedi.

Tanrıdan beni mutlu etmesini istedim. Tanrı, "Hayır. Ben sadece
nimetlerimi sunarım, mutlu olmak sana bağlı." dedi.

Tanrıdan beni çektiğim acılardan kurtarmasını istedim. Tanrı "Hayır.
Çektiğin acılar günlük kaygılarının önemsizliğini anlamanı, onlardan
uzaklaşmanı ve bana daha çok yaklaşmanı sağlar." dedi.

Yorum Yaz | Görüntüleme: 19 | Yazdır | e-Posta

Devamını oku...
 
ARKADAŞLIK
Değerlendirme: / 0



ARKADAŞIMA....

Canım arkadasım 'a sonsuz sevgilerimle ...

Eski Türklerde Askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek ok atarlarmış. Atalarımız 
genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir 
taş veya kaya olurmuş. Yıllar sonra sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ dan 
ARKADAŞ şeklinde dilimize yerleşmiş ve bugün bile güvenebileceğimiz, bizi 
arkadan vurmayacak olan, samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz 
isimdir.

 

Yorum Yaz | Görüntüleme: 469 | Yazdır | e-Posta

Devamını oku...
 
KALP KIRMAK
Değerlendirme: / 0


KALP KIRMAK
Büyük bir bardağa su koydular,
Suyun içine de bir bardak.
Keskin nişancıları çağırdılar,
Dıştaki kırılmadan içteki vurulacak.

Kimse başaramadı bunu.
Silaha sarılanların boynu vuruldu.
Baktılar ki silah tutan kalmayacak.
Hocaya koştular ''Bu iş ne olacak?''

Yorum Yaz | Görüntüleme: 810 | Yazdır | e-Posta

Devamını oku...
 
İNCİ'NİN ÖYKÜSÜ
Değerlendirme: / 0


İNCİ’NİN ÖYKÜSÜ
Okyanusun dibinde yatan bir istiridye, su üzerinden akıp geçsin diye, kabuğunu açmış. Su icinden geçerken, solungacları yiyecek toplayıp, midesine gönderiyormuş. Aniden, yakınındaki bir balık, bir kuyruk darbesiyle kum ve camur fırtınası yaratmış. İstiridye de kumdan nefret edermiş; zira kum öylesine pürüzlüymüş ki kabuğunun içine kaçarsa son derece rahatsız olurmuş. Istiridye derhal kabuğunu kapamış ama cok geç kalmış; Sert ve pürüzlü bir kum taneciği içeri girip, iç derisi ile kabuğun arasına yerleşmiş. Kum tanesi istiridyeyi ne çok rahatsız ediyormuş. Ama, kabuğunun içini kaplaması için kendine verilmiş olan salgı hücresini hemen çalıştırarak, minik kum tanesinin üstünü kaplamaya başlamış; ta ki, nefis, parlak ve düzgün bir ortü oluşana kadar...İstiridye, yıllar yılı, minik kum taneciğinin üstüne katlar eklemeye devam etmiş ve sonunda müthiş güzel, parlak ve son derece değerli bir inci oluşmuş.


Yorum Yaz | Görüntüleme: 542 | Yazdır | e-Posta

Devamını oku...
 
GERÇEK DOST
Değerlendirme: / 0

GERÇEK DOST

Çok samimi iki dost ve arkadaşlardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz , atılgan
ve hareketli, diğeri ise çok saf , dürüst ve sessizdi.
Bir gün kurnaz olan arkadaş , diğer arkadaşın yanına giderek işlerinin
bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz
ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir.
Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir.
Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve onun evlenmek üzere olan nişanlısını çok beğendiğini ve kendisine vermesini ister.
Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez.
Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardir ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.
Zaman içinde Saf olanın işleri bozulur
ve birden arkadaşı aklına gelir...

Yorum Yaz | Görüntüleme: 471 | Yazdır | e-Posta

Devamını oku...
 
KIRLANGICIN ÖYKÜSÜ
Değerlendirme: / 0



Kırlangıcın Öyküsü

Fırtınadan sırılsıklam bir geceye uyuyup, ışıl ışıl bir bahar güneşine uyanınca insan, uzun sürmüş bir kış uykusunun mahmurluğundan silkinmişcesine diriliyor ruhu…
Yorgun bir yılın sonunda, denizin tuzlu dudaklarından öpmeye koştuğum bir sahil kasabasında, elektronik posta kutuma düştü “kırlangıcın öyküsü”…
Öyle güzel, öyle yalındı ki, yazarını da, kaynağını da bilmemenin riskine rağmen, o 8 - 10 satırdan çocuksu bir masal yapıp, bu yılbaşı, hediye sepetinize koymak geldi içimden…

* * *

Yorumlar (1) | Görüntüleme: 558 | Yazdır | e-Posta

Devamını oku...
 
FIRTINADA UYUYABİLİR MİSİN?
Değerlendirme: / 0


FIRTINADA UYUYABİLİR MİSİN?

Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik  satın almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu.  Ama ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde çalışmak istemiyordu. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vaz geçiyor, burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi olur diyorlardı.


Yorum Yaz | Görüntüleme: 174 | Yazdır | e-Posta

Devamını oku...
 
KURŞUN KALEM
Değerlendirme: / 0



KURŞUN KALEM

Çocuk, büyükbabasının mektup yazışını izliyordu. Birden sordu :
 

"Bizim başımızdan geçen bir olayı mı yazıyorsun ? Benimle ilgili bir hikâye olma ihtimali var mı ? "
 
Büyükbaba yazmayı kesti, gülümsedi ve torununa şöyle dedi :
 
"Doğru, senin hakkında yazıyorum. Ama kullandığım kurşun kalem yazdığım kelimelerden çok daha önemli. Umarım büyüdüğünde bu kalemi sen de seversin."

Yorum Yaz | Görüntüleme: 133 | Yazdır | e-Posta

Devamını oku...
 
HAYAT
Değerlendirme: / 0


HAYAT

 

HAYAT;
çetele tutmak değildir.
Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın,
çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek de değildir.
Kimi öptüğüni hangi sporu yaptığın,
kimlerin seni sevdiği de değildir.
Hayat ayakkabıların, saçın, derinin rengi de değildir.
Nerede yaşadığın veya hangi okulan gittiğinde değildir.
Aslında hayat, notlar , para, giysiler,
girmeyi başardığın yada başaramadığın okullarda değildir.

Yorum Yaz | Görüntüleme: 600 | Yazdır | e-Posta

Devamını oku...
 

© 2008-2010 | ::: HızlıBilgi.Net ::: | Tüm hakları saklıdır.